Foreign Policy | Savaş sonrası İran için dört senaryo: Trump rejim değişikliği istiyor, karmaşa değil
Foreign Policy | Savaş sonrası İran için dört senaryo: Trump rejim değişikliği istiyor, karmaşa değil
23.02.202621:36
Haber Merkezi
25

Marc Lynch’e göre, hakkında uzun süredir spekülasyon yapılan ABD–İran savaşında kesin olan bir şey var: Böyle bir savaş gerçekleşirse, İran’ın işgali söz konusu olmayacak.

George Washington Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü ve Ortadoğu Siyaset Bilimi Direktörü Marc Lynch Foreign Policy’de yayımlanan makalesinde ABD’nin İran’a yönelik olası bir savaşının ardından ortaya çıkabilecek tabloyu dört senaryo üzerinden değerlendirdi.

Lynch’e göre, hakkında uzun süredir spekülasyon yapılan  ABD–İran savaşında kesin olan bir şey var: Böyle bir savaş gerçekleşirse, İran’ın işgali söz konusu olmayacak.

ABD, Körfez’e uçak gemileri ve destek unsurları gönderiyor; ancak bir kara işgali için seferber edilen kuvvetlere ya da İran’da uzun süreli bir varlığa ilişkin kamuoyuna yansıyan bir planlamaya dair herhangi bir kanıt bulunmuyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgeye ilişkin en tutarlı tutumunun, “Irak tarzı bir işgalden kaçınma” vurgusu olduğunu belirten Lynch, Trump’ın bunu “büyük bir hata” olarak nitelendirdiğini hatırlatıyor.

Lynch’e göre ABD Başkanı Trump İran’da bir rejim değişikliği istiyor, ancak bu değişim sonrası istediği şey ülkede bir karmaşa ortamı değil

Ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanması, 2020’de İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi ve 2024’te İsrail’in Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a yönelik suikastı gibi örnekleri anımsatan Lynch, ABD’nin İran’da da muhtemelen üst düzey liderleri ve rejimin baskı aygıtlarını hedef alacağını, ardından sürecin nasıl evrileceğini zamana bırakacağını ifade ediyor.

İran hazırlıklı

Peki sonuç ne olur? Lynch’e göre İran da bu ihtimali görüyor ve hazırlıksız yakalanması beklenmemeli. Tahran, geçen haziran ayında planlanan müzakerelerin sürpriz bir saldırı öncesi “örtü” olarak kullanıldığını hatırlıyor ve aynı taktiğe yeniden düşmesi beklenmiyor.

Güvenlik güçleri son protestoların sert biçimde bastırılmasının ardından seferber edilmiş durumda. İsrail’in geçen yıl üst düzey İranlı yetkilileri hedef alma konusundaki başarısı, İran istihbaratının ne ölçüde sızmaya açık olduğunu gösterse de, Lynch’e göre ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve üst düzey isimler hazırlıksız değil. Öldürülebilirler; ancak bu hazırlıksız oldukları anlamına gelmez.

Trump’ın hedefi ister bir anlaşmayla ister savaşla olsun, ABD’nin İran’la onlarca yıldır süren mücadelesini “kesin bir zaferle” bitirmek gibi görünüyor. Ancak Lynch, kesin zaferlerin nadir olduğunu vurguluyor.

Eğer bombardıman kısa vadede “başarılı” olur ve büyük bir felaket yaşanmazsa, Trump zafer ilan edip başka gündemlere yönelebilir. Ancak İran halkı ve Orta Doğu, yıkımın sonuçlarını yıllarca yaşayacaktır. En ağır hava harekâtı bile, George W. Bush’un Irak’ta ilan ettiği “görev tamamlandı” söylemi kadar kalıcı olmayabilir.

Rejim ayakta kalırsa

Rejim liderliğini ortadan kaldırmayan bir bombardıman, Lynch’e göre, İsrail’in geçen yaz İran’la yaşadığı 12 günlük savaşa benzer bir tablo yaratabilir: Bazı nükleer tesisler vurulur, rejimin baskı kapasitesi zayıflatılır ve bazı liderler öldürülür.

Ancak istihbarat değerlendirmelerine göre, böyle bir kampanya İran’ın nükleer programını en fazla birkaç yıl geriye götürebilir. Lynch, bu durumun önceki “İran’a savaş” dalgalarında önemli bir caydırıcı faktör olduğunu hatırlatıyor ve bu kez farklı olmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirtiyor.

Rejim ayakta kalırsa, bu durum ironik biçimde iktidara yarayabilir. Liderliğin hayatta kalması yeni protesto dalgalarını bastırabilir; ancak hoşnutsuzluğun temel nedenleri ortadan kalkmayacağı için bu sükûnet kalıcı olmayacaktır. Yeni yaptırımlar toplumsal yoksullaşmayı artırabilir, ancak İran’ın bölgesel politikalarını ya da nükleer ve füze programını yeniden inşa etmesini engellemesi zor görünmektedir.

Rejim çökerse ne olur?

Peki ABD Hamaney’i öldürür ve rejim çöker, ancak sonrasında bir işgale girişmezse ne olur? Lynch, çoğu analizin rejimin çöküşünde durduğunu, oysa asıl karmaşık sürecin sonrasında başlayacağını belirtiyor.

Lynch’e göre dört olası senaryo var:

Demokratik cumhuriyet:

Lynch’e göre birçok İranlının tercih edeceği bu seçenek, yalnızca hava saldırılarıyla tetiklenen bir rejim değişimi sonrası en düşük ihtimal. İran, kurumsal bir boşluk, ekonomik yıkım ve dış destekten yoksun bir ortamda kalacaktır. Trump’ın demokrasiye öncelik vermediğini, Venezuela örneğinin bunu gösterdiğini belirten Lynch, Washington’ın “ertesi gün” planının bulunmadığını vurguluyor.

Monarşinin restorasyonu:

Bazı çevreler Şah Rıza Pehlevi’nin dönüşünü savunabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi ciddi bir dış askeri destek gerektirir. Böyle bir desteği vermek isteyen pek yoktur; ayrıca İran içindeki toplumsal karşılığı sınırlıdır. Savaş sonrası yıkım ortamında “Bağdat’ın Yeşil Bölgesi” benzeri bir Tahran modeli geniş destek bulmayacaktır.

Devlet çöküşü ve iç savaş:

Demokrasi ya da monarşiden daha olası bir senaryo, devletin çökmesi ve iç savaşa sürüklenmesidir. Lynch, İsrail’in bölünmüş ve zayıf bir İran’ı tolere edebileceğini; ancak ABD’nin aynı görüşte olmayabileceğini belirtiyor. Körfez ülkeleri ise yeni bir bölgesel istikrarsızlığı, mülteci akınlarını ve petrol sevkiyatının sekteye uğramasını göze almak istemiyor.

Devrim Muhafızları’nın iktidarı ele geçirmesi:

Lynch’e göre en olası senaryo, İran Devrim Muhafızları’nın kaotik geçiş sürecinde kontrolü ele geçirmesi. Böyle bir askeri rejim yaptırımlar altında kalmaya devam edebilir ve ABD saldırısına karşı milliyetçi öfkeyi konsolidasyon aracı olarak kullanabilir.

Bu durumda kilit soru şu olacaktır: ABD, devletin tamamen çökmesini önlemek için baskı kapasitesini bilinçli olarak ayakta mı tutar? Bu tercih, daha iyi bir gelecek isteyen protestocular açısından ağır bir bedel anlamına gelebilir.

Bölgesel denge nasıl değişir?

Lynch, İran’daki İslam Cumhuriyeti tehdidinin ABD’nin Orta Doğu’daki düzeninin temel dayanaklarından biri olduğunu savunuyor. Yönetilebilir ama yeterince tehditkâr bir İran, bölge ülkelerinin ABD’yle ve İsrail’le yakın ilişkilerini meşrulaştırıyor.


Editör: N. Cingirt
Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.